23 Aralık 2016 Cuma

Su ve Dalga

Selam ışıklı,

Uzun zaman oldu yazmayalı, özledim seni. Bir sürü başlık açtım sana ama hiçbirini bitiremedim, beğenmedim. "Politika'ya mı girsek?" dedim: "Yok... Orası zaten arapsaçına dönmüş".

Arapsaçı soldakiymiş, yumurtalı-yoğurtlu kavurması olurmuş (tarif), sağdaki değil.
Bir ara, "Biraz felsefe mi yapsam?" diye düşündüm, dilim dönmedi. "Sen iyisi mi böle ilim filim anlat oğlum" diye kendimi gaza getirdim veee yine burdayız.

Bir gün Harun'lardayız, sene çok ufak, vücut oyun oynarken hata vermesin diye yemek yememiz gerekti. Mutfağa geçtik, mikrodalga 'ping' etti. Harun korkusuzca elini uzatıp tabağı aldı ve sofraya getirdi, gıkı çıkmadı. Bizim mikrodalgamız yoktu o zamanlar, mikrodalga öyle yeni bir teknoloji.

"Eee oğlum yanmadı mı elin?" dedim, "Mikrodalgalarda sadece yemek ısınıyor, tabak değil Muhsincan'cım" diye ahkam kesti. Olmaz dedim öyle şey, o da molekül, bu da molekül. Molekülleri hızlandırmıyor mu bu meret? Yemek olduğunu nasıl anlıyor ki?

O gün bu konunun üstünde çok durmadık ama hatırlayamadığın o rüya gibi, hep benimleydi bu soru. Hiç de mikrodalgamız olmadı evimizde, bugün dahi yok, çok yalandan ısıtıyor, hiç sevmiyorum. Bir kere üniversite'de kullandım, taa ki Avustralya'ya gelene kadar. Burada, "Çalışanlarımıza öğlen yemeği verelim, rahatça çalışsınlar. Yarım gözleri açık çıkın hazırlamakla uğraşmasınlar yazık" zihniyeti daha oluşamamış. Millet sefer tasıyla işe gidiyor geliyor, bu yüzden her yer dalga.

Bolca kullandım doktora boyunca, neredeyse bütün öğlen yemeklerimi dalgaya verdim. Bir gün patatesim vardı, alümanyum folyaylan sarılı, verdim dalgaya, döndüm sırtımı. Çinli kız kapatmış, "Binayı yeni yaptılar, yangına veriyordun az kalsın, alüfalyaylan konur mu heç cahel?" dedi, "Bizim köyde dalga yoktu Chun-Li" dedim, kusura bakma.

Başka bir gün dalga bana sevgisini gösterip tabağı sıcak verdi, aha be dedim dalgalım. Ama sevincim kursağımda kaldı, diğer tabaklar ısınmıyordu. Bu ne biçim iş idi? Bu dalganın frekansı mı güzeldi yoksa tabak mı bir değişikti? Organik bir tabak mıydı acaba? Yoksa bu dalga o molekülleri bunlardan ayırt edemeyecek kadar üşengeç miydi?

İşte bugün, 2016'nın sonuna az kala, bu yüzyıllık sorunun cevabını veriyorum kendime: Aradığın kelime organik değil Cancan, yemek hiç değil, SU!

Suyu ısıtıyormuş dalga dostum, suyu - insanın %65'i, dünyanın topçuğu:

Dünyadaki suyun dünyaya topçuğu. Kaynak: USGS
Bu su hep böyle çıkıntı, garip bir herifti zaten. Meşhur 4 derece'nin altında triplere girip genleşmesi vardır, bilirsin azizim. Yok buzken %9'u suyun üstüne çıkarmış da eriyince de kabuğuna sığarmış; çok reklamını yaptılar bu suyun.

Atom, molekül, malzeme piyasası borsa gibi zaten, millet şişirip duruyor. Eskiden altın, gümüş vardı, çok parlaktı. Sonra elmas, inci; çok güçlü, çok nadir. "Türkiye'miz bor dolu, insansız uçan araba yapabiliriz borla giden" dendi, Platinyum hipokrat yeminli oldu. Helyum mu çeksek biraz derken Silikon Vadisi kuruldu. Karbon nanofiber tam geldim dedi, nanotüpler hop dedi. Bugün grafen binaların dış dekoru oldu, yarın germanyüm, siborgiyum diye saçmalarlar, kısmet...

Geliyorum sadede, konumuzun adı: Dielektrik ısınma. Adı üstünde, yalıtkan (dielektrik) malzemeye has bir ısınma türüdür, her önüne gelen "Dur bi-di-elektrik ısınayım" diyemez. Yalıtkan malzemelerin elektromanyetik (EM) enerjiyi emme gizilgücü (potansiyeli) vardır. EM enerjiyi de dalga'nın içindeki güç kaynağı üretir ve içeride duran dalga (standing wave) oluşturur. Bir şehir efsanesine göre tabak içeride dönmezse yemek çizgi çizgi pişiyormuş.

Dalga'nın içinde dalga oluşumu.
Son tahlilde, moleküllerin maruz kaldığı elektrik alan artı, eksi, artı, eksi döner durur. Mikrodalgaların dönme frekansı 3 GHz'dir yani saniyede 3 milyar kez bu alan artıdan eksiye döner. Şimdi buraya bir molekül koyalım; eletrik alan her değiştiğinde o da dönmek, hareket etmek istiyor ama alan o kadar hızlı dönüyor ki ayak uyduramıyor, işte tabak moleküllerine olan tam olarak bu. Güzide su molekülleri, acayip dönekler, R yapıyorlar. Döndükçe dönüyorlar fırıldak misali, döndükçe ısınıyorlar. Bir molekülün dönebilme yetisi 'loss tangent' adını verdiğimiz bir değer ile ölçülüyor. Size bak tablo da yaptım.


O zaman, bir kaç çıkarımla bitirelim:
  • Normal yemek iki dakikada ısınırken donmuş çorbanın neden yıllarca ısınmadığı aşikar.
  • Tahta kutsal 5 elementten bir tanesidir.
  • Seramikle ilgili bir rakam bulamadım.
  • Şarap soslu makarna yapsan da onun alkolü pişerken buharlaşır, onun yerine direk iç şarabı.
Sevgiler,
Cancan.

2 yorum:

  1. Yazı dilin; bana mı benzemeye başladı ? :-))
    Eğlenceli olmuş... Aynı zamanda bilgilendik...
    ŞEŞEN

    YanıtlayınSil
  2. TAHTAya da hakkını vermen hoşuma gitti :)

    YanıtlayınSil