12 Aralık 2012 Çarşamba

Enerji I - Giriş

Herkese Melburnu'ndan selamlar,

Ahanda Melburnu

Uzun zamandır yazmaya fırsat bulamadım ve ayrıca itiraf etmeliyim ki biraz da beklediğim tepkiyi alamadığım için şevkim kırılmıştı (3 yazıyla Beyaz Show'a çıkarım diye düşünüyordum herhalde). Neyse geri döndüm ve enerji yazısına başlıyorum. Bu yazı dizisinde bütün gerçekleri ayaklar altına sereceğim, enerji ile bildiğinizi sandığınız her şeyi sorgulayacağım, mühendisin gözünden enerjiyi halka açacağım (gerçi fark ettim ki halktan ziyade mühendi§ dostlar okuyor yazıları ama olsun).

Bu yazı dizisini, değerli hocam Serhat Yeşilyurt'un dersinden esinlenerek yazdığımı belirtmek isterim, saygılarımı sunarım. Ayrıca, Beşiktaş sahilde Irmak'la beraber kavga ettiğimiz GreenPeace yanlısı arkadaşın da katkısı büyükDür, ona da saygılar. 

Giriş bölümünde; size, bu yazı dizisinde işinize yarayacağını düşündüğüm birkaç rakamdan bahsedeceğim, sonrasında sırasıyla güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, katı yakıtlar, diğerleri ve en son olarak da çekirdek (nükleer) enerjisinden bahsedeceğim. Haydi bakalım, rastgele, kötü esprilere devam.

Göreceli olarak yeni sayılabilecek buluşlardan biri olan elektrik, 19. yüzyıldan bu yana, hayatlarımıza o denli nüfuz etti ki ekmek veya sudan farkı kalmadı bizler için, zira ekmeği ve suyu da üreten o (aslında sadece tost ekmeği diyelim, şükür ki ekmek hala taş fırın). Bugün kullandığımız binlerce teknolojinin yaratıcısı olan, perdenin arkasındaki kahraman Nikola Tesla; bir rivayete göre bir gün demiş ki: "Agalar, bütün dünyaya bedava temiz enerji sağlayabilmem için bir tane Amerika kıt'asına  bir tane de Avrupa kıt'asına verici koymanız yeterli, gerisini bana bırakın".


Bunun gibi birşey

Buna cevap olarak da "yetkililer" demiş ki: "Avrupa'da hali hazırda Eiffel kulesi var, "laz ve gaz"da da taklidi vardır muhakkak", tabii ki yalan, demişler ki: "Eeee biz bu işten nasıl para kazanacağız hacı?" ve bu yüzdendir ki, enerji, bugün dünyanın en büyük sıkıntılarından bir tanesi. Tesla'nın bu projesini başka bir yazıda mutlaka incelemeliyiz. Yakışıklı, seksi ve dahi; büyük adamdı vesselam, saygılar.


Nikola Tesla

Biz enerjiyi, mühendisler olarak, joule, kalori veya daha yaygın olarak kilowatt-saat (kWh) olarak ölçeriz (bkz. elektrik faturası). Ancak, asıl olaylar birim zamanda harcanan enerji miktarı olan Watt (Joule/s) birimi etrafında döner. Birkaç örnekle Watt birimini irdeleyelim:
  • Dandik AmBül: 60-100W
  • Tasarruflu AmBül: 12-20W
  • Bulaşık Mak: 1200W (Suyu kendi ısıtan) 200W (Sıcak su girişli) 
  • Çamaşır Mak: 500W
  • SüBürge: 500-700W
  • Ütü: 1000W
  • Dizüstü Bilg.: 30-80W
  • Masaüstü Bilg.: 100-200W
  • TV: 100-200W
  • Buzdolabı: 57-160W
  • Klima: 500W
  • Su Isıtıcısı: 1000-2000W
  • Erkek Saç Kurutma Mak: Saçmalayın, öyle birşey yok!
  • Bayan Saç Kurutma Mak: 1000-1800W
Dikkatinizi çekmek isterim ki Watt; birim zamanda harcanan enerjiydi yani yukarıdaki gereçlerin bazıları çok enerji harcıyor gibi gözükse de kullanım süreleri de önemlidir, mesela buzdolabı hep açıktır ama su ısıtıcısı günde 20 dakikayı geçmez. Bu gereçlerin elektrik faturanıza değerli katkısını hesaplamak isterseniz; misal 1 saat ütü yaptık "İzdivaç" izlerken, borcumuz: 1000W*1h = 1kWh = 23.734kr (Tedaş 2012 Ocak Tarifesi).

Bir ülkenin enerji tüketimi tabii ki evlerle sınırlı değildir. Aşağıdaki çizelgede  Türkiye'mizin, olabildiğince güncel, sektörel enerji tüketimi paylarını bulabilirsiniz.

Kimse "Enerji Dışı" nedir diye sormasın, bilemiyorum, kaçak elektrik, el altı ?




Gördüğümüz gibi, bizim gibi sanayisi gelişmiş olan bir ülkede; sanayi, ülkece harcanan enerjinin ciddi bir bölümünü kapsıyor. Özellikle ağır sanayiler düşünüldüğünde; şimdi adam demir çelik fabrikasında metal eritiyor, sen evinde su kaynatmışsın çoh mu ? (ama gerçekten tasarruflu ampule geçelim artık arkadaşlar, ne olur, ayıBDır, konut elektriğinin %20si hala ışık, ışık la, foton, beyzik!) 

İlk üç çizelge için dipnot: Sadece elektriğe bakmıyoruz, ısınma doğalgazı, ulaşım petrolü gibi etmenler de mevcut (zaten %20'lik ulaştırma sektöründe çok elektrik harcandığını zannetmiyorum).

Bu çizelgede de sanayimizin kendi içindeki enerji tüketimi dağılımlarına bakalım hemen (bak bunları ne araştırmalar, ne excel'ler, ne photoshop'lar, emeğe saygı, +rep!) :


















Burada da Demir Çelik Sanayi'nin baskın üstünlüğünü görüyoruz ama detayları da kaçırmamak lazım; misal Tekstil %6, altı üstü dikiş makinesi çalışıyor... Tekstilde varya, açık ara kralız ülke olarak, gucci bucci b*k yemiş, made in china, A4 kağıt hepsi. "Donla Kıran" "Salı Pazarı"ndan fanile alsa hayatının anlamı değişir yemin ederim. 

Neyse; gavur kumaşa da giydirdim, rahatladım. Şimdi ülkemiz tükettiği enerjiyi nereden sağlıyor ona bakalım:
























Herhalde beklenen bir tabloydu da, şampiyon, enerjinin hem ithalatı hem ihracatı nasıl olur tam basmadı beynim. Sağdan alıp sola mı veriyoruz yani, saçma geldi bana, enerji tüccarı mıyız oğlum biz, öyleysek de başka bir iş düşünmeliyiz çünkü başarısız olduğumuz kesin! Şaka bir yana, aslında göründüğü kadar kötü değil durum çünkü burada da evlerimizde kullandığımız ithal doğalgaz ve arabalarımıza akıttığımız (akıttığınız mı demem lazımdı acaba, sevgili arabam oralarda bensiz "kapılarımı açaydım, gitme diyeydim" diyordur) dünyanın en pahalı ithal benzini de var yani sırf elektrik olarak bakmıyoruz enerjiye.

-------------GÜNCELLEME-------------
Sektörün duayeni Cem'den gelen ek bilgiler ışığında elektriğimizi elektrik olarak dışarıdan çok az aldığımız açığa çıktı, benim çizelgedeki ithalatın neredeyse hepsi petrol ve doğalgaz ithalatıymış (bu doğalgazın büyük bir bölümüyle de elektrik üretiyormuşuz gerçi, yine bir dolaylı ithalat var yani). Katı yakıtı da ihtiyacımızdan fazla ürettiğimiz için ihraç ediyormuşuz, böylece beynim her şeye basmış oluyordu. İşte sırf elektrik için ithalat ihracat çizelgemiz:

















-------------GÜNCELLEME SONU-------------

Yazı dizimizin asıl önemli konularından biri ise; ülkemizin enerjisini nereden ürettiği:



















Katı yakıt, katı yakıt, katı yakıt ve biraz da hidrolik yani barajlar. 

-------------GÜNCELLEME-------------
Ve yine, gelen yeni bilgiler ışığında yukarıdaki çizelgenin tarafımdan yanlış anlaşılıp, yanlış aktarıldığı açığa çıktı (her gördüğüne, duyduğuna inanmayıp, araştıran zihniyete sağlık). Bu çizelge Ton Eşdeğer Petrol birimleri üzerinden oranlanmış yani burada elektrik üretiminden ziyade doğadan topladığımız ham enerjinin oranları gösteriliyormuş. Yani; ülkemiz oldukça çok katı yakıt topluyor (ihracatımızın çoğu da katı yakıt üzerinden) ama petrol ve doğalgaz kaynaklarımız daha az olduğu için onları ithal ediyoruz (Olympos'taki dağdan hunharca tıslayan doğalgazı tutuşturup turiste çay kaynatıyor olmamız hiçbir şeyi değiştirmiyor). Size asıl göstermek istediğim çizelge ise şuydu:

Ülkemizdeki elektrik üretiminin kaynaklara göre dağılımı (GWh oranlı)


















Gördüğümüz gibi elektriğimizin çoğunu doğalgaz yakarak üretiyormuşuz ve doğalgazımızın da %96'sı ithalmiş. Yeri gelmişken şuna da bakmakta fayda var:

Ülkemizdeki elektrik üretebilecek kurulu gücün kaynaklara göre dağılımı (MW oranlı)

















Kurulu gücün, asıl elektrik üretiminden farkı ihtiyaç ve koşullara bağlıdır, gördüğümüz dilimler kurulu santrallerin azami güçlerine göre oranlanmıştır. Rüzgar yoksa mesela rüzgar tribünü ne yapsın? Gece vakti bazı santraller kapatılır çünkü ihtiyaç yoktur ve gereğinden fazla elektrik üretilirse, depolanamaz, toprak anaya gider. Yeri gelmişken şundan da bahsedeyim; elektriğin kesilmemesi için her zaman gereğinden biraz fazla elektrik üretilmesi gerekir. Eskiden sürekli elektriğimiz kesilirdi hatırlarsanız ama son x yıldır çok az kesinti yaşandı. Kesinti yaşanmaması için saatlik elektrik talebinin yılın her günü için tahmin edilmesi gerekir, bunun bayramı var, seyranı var, hafta sonu var, yazı var, kışı var.. oldukça zor bir iş olsa gerek. Rastgele bir günlük elektrik talebi şöyle gözükür:
















Buradan benim tek bir çıkarımım olacak, sevgili halkımız 11, bilemedin 12 dedin mi uyuyor arkadaş.

-------------GÜNCELLEME SONU-------------

Sırada: Ülkemizin gelecekteki elektrik santrali yatırımları:



















Bu görseldeki paylar MegaWatt (MW) biriminde yani bu santrallerin azami gücüne göre oranlı. Sayı olarak bakarsak, toplam 793 santralin, 94'ü termik, 543'ü hidrolik ve 156'sı da yenilenebilir enerji olarak düşünülmüş. Bu santraller hayata geçtiğinde ülkemizin azami elektrik üretim gücünün (53 GW(GigaWatt-MilyarWatt)) neredeyse ikiye katlanması (93 GW) bekleniyor. Linyit ve Asfaltit de iltihap zannedilmesin, zira asfalt iltihap olmasa gerek, kendileri sevgili katı yakıtlardır.

Şimdilik bu kadar dostlar, bu yazı dizisinin ilerleyen bölümlerinde değişik enerji kaynaklarının iyi ve kötü yönlerini inceleyeceğiz. Çok daha keyifli olacağına eminim, girişler sıkıcıdır. Herkese sevgiler, selamlar.

6 yorum:

  1. Oglim saçma sapan konuşma.

    YanıtlayınSil
  2. Bence güzel olmuş, devamını bekliyorum

    YanıtlayınSil
  3. Teşekkürler dostum, en yakın zamanda yazacağım devamını.

    YanıtlayınSil
  4. Ateistler, bir de bunu açıklayın:
    http://www.youtube.com/watch?v=c6yUlwWoXuY

    YanıtlayınSil
  5. GreenPeace'çi ile niye kapıştınız ben onu merak ettim

    YanıtlayınSil
  6. Ya kanka şimdi sıfır bilgiyle sokaktaki insanları ikna etmeye çalışıyolar. Yani bu işin ehli olsun demiyorum ama güneş paneli görse ayna zannedip makyajını tazelicek insan kalkmış bize diyo ki yok türkiye'nin bütün elektriği güneşten sağlanırmış da yok almanya'nın elektriğinin %80'i güneşmiş de bilmemneymiş. Biz de aşağıladık biraz hehehe .)

    YanıtlayınSil